mehmet-kocadon-nilufer-demirBodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, 24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle, Bodrum’da görev yapan yerel ve ulusal basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Bodrum Belediye A.Ş. Müsgebi Cafe-Restaurant-Plaj’da düzenlenen basın bayramı etkinliğinde Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’a; Bodrum Belediye Başkan Yardımcıları Taner Usu ve İsmail Altındağ, Bodrum Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ummahan Yurt ile belediye birim müdürleri ve birim sorumluları eşlik etti. Etkinliğe katılan Bodrum yarımadası genelinde görevli yerel ve ulusal basın mensuplarına tek tek “Hoş geldiniz” diyen Başkan Kocadon, tüm basın camiasının 24 Temmuz Basın Bayramını kutladı.

Rezzan Şebin, Bodrum’da çalışıyor olmaktan çok mutlu olduğunu ifade ederek, “Bodrum’a gelmekten, basın emeklisi olarak hayatımı Bodrum’da sürdürmekten son derece mutluyum, öncelikle bunu söyleyeyim ve sizlerle bir arada olmaktan da son derece keyifliyiz. Zor ve kötü günler geçirdiğimizi hepimiz biliyoruz. Gazetecilere yönelik yeni uygulamalar başladığını, bayağı gözaltı kararları çıktığını da duyuyoruz. Umarız adil yargılanmayla her şey sonuçlanır ve direkt güzel günler görürüz.” dedi.

mehmet-kocadon-zeki-ozkeskinGazeteci Zeki Özkeskin’in de Başkan Mehmet Kocadon’a teşekkür ettiği keyifli ve sohbet havasında geçen buluşmada Başkan Kocadon, basın mensuplarının merak ettikleri sorulara yanıt verdi. Gazeteci Fatih Bozoğlu’nun, “Geçtiğimiz yıllarda çok acı çektiniz, haksız yere cezaevine atıldınız. O günlerden bu günlere gelindi ve sizin haklılığınız ortaya çıktı. Bir de özellikle basın, gazeteciler, bu darbe girişimi sırasında çok önemli bir görev üstlendiler ve bu sorumluluklarını çok iyi yerine getirdiler. Basının bu tavrı, hem bütün dünyada hem halkımız tarafından takdirle karşılandı. Nasıl değerlendireceksiniz basının durumunu?” sorusuna verdiği yanıtta Başkan Kocadon şunları söyledi:

“Zaman zaman eleştiri yazılabilir zaman zaman iyi yazılabilir ama ben her zaman sizlere saygı duydum. Çünkü sizler, birer emekçisiniz, bu işi yapıyorsunuz ve bu sizin mesleğiniz. İyi haber yazınca çok iyisiniz, kötü haber yazınca kötü; yok öyle bir şey. Sizler aynı zamanda kamuoyunda benim kulağım, gözüm, dilimsiniz. Biz bunu çok iyi biliyoruz ve bakın, bugün, Türkiye’nin hiçbir yerinde olmayacak kadar basın ile iç içe yaşayan bir belediye başkanıyım ben. Bana her zaman ulaşabilir, her zaman kapımdan içeriye girebilirsiniz, yolda röportaj yapabilirsiniz ki arabama binerken bile röportaj yaptığımı bilirim ben. Hiçbir zaman da ayrım yapmam. Türkiye’de basının durumunda, 15 Temmuz’a kadar ‘senden-benden’ gibi bir olgu oluşmuştu. Ama 15 Temmuz gecesine baktığımızda, dürüst yayıncılık yapan, ilkeleri olan, benden-senden demeyen, hep beraber biz olmaya çalışan basın, gerçekten yine özveriyle görevinin başındaydı. Televizyon kanalları basıldı, kimisinin yayını kesildi ama hiçbiri demokrasi anlamında mücadelesini bırakmadı. Bakın, vatanın bütünlüğü söz konusu olunca, herkes bir araya gelebildi ki bu çok güzel bir şey. Bu, Türkiye’de özlenen bir tablo ve bu ilk defa gerçekleşiyor. Tekrar bu platformu sağlayan herkese teşekkür etmek lazım, kolay değil arkadaşlar. Ben burada olabiliyorsam ve siz şu kamerayla beni çekebiliyorsanız, burada kahvaltı yapabiliyorsak; işte bu demokrasinin güzelliğinin, özgürlüğün ne demek olduğunun en güzel göstergesidir. Yoksa biz bugün burada kahvaltı yapamıyor olurduk. Ve belki de ben, ibret-i alem için, Bodrum meydanında dar ağacında asılmıştım, herkese gözdağı olsun diye. Çünkü biliyorsunuz, darbelerde ilk önce liderler toplanır, seçilmişler toplanır. Hepimiz şanslıyız. Şimdi bu şansı çok iyi değerlendirmemiz lazım, Türkiye’nin gücüne güç katması lazım. Artık hep beraber gördük, bu mücadeleyi yaparken. Kimisinde başörtüsü varken, kimisinde de dövme var. Herkes birlik beraberlik içinde birbiriyle kucaklaşmış. Dün de Taksim’deki mitingde kimler destek verdi, bakın bakalım: herkes birbirine destek vermiş, kol kola girmiş bir şekilde birlik beraberlik sergilediler. Bu birlik beraberliği biz zaten Bodrum’da yıllardır sergiliyorduk. Diyorduk ki: keşke Türkiye’de 100 tane Bodrum yaratabilsek keşke Bodrum’daki basın gibi basın yaratabilsek. Ben inanıyorum ki; basın, 15 Temmuz gecesi, üzerine düşeni Türkiye’de yapmıştır. Çoluğunu çocuğunu bırakıp vatan için oraya koşan, sokaklarda olan bütün basındaki arkadaşlara bir defa daha teşekkür ediyorum.”

Gazeteci Alp Arbak da Başkan Mehmet Kocadon’a, “Hep şunu söylediniz: -o da ilginç bir şey- en kötü zamanınızda bile, o hapis olayı olduğunda bile ‘Ben Türk yargısına güveniyorum, sonuna kadar da güvenmeye devam edeceğim’ demiştiniz.  Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?” diye sordu. Başkan Mehmet Kocadon, yüz gün cezaevinde kaldığı ve beraat ettiği dava ile ilgili soruyu, “Dönüp baktığımızda, bana o günkü ilk duruşmamda hapis kararımı veren hakim arkadaşımızın bugün tutuklandığını duyuyoruz. Gönül ister ki, herkes hukukun üstünlüğüne inansın, düzgün bir yargılanma olsun. Ben o zaman da söyledim, yine Allah’a havale ediyorum çünkü ben yaşadım, başkaları yaşamasın arkadaşlar. Zor süreçtir, Allah kimseyi oralara düşürmesin. Ben, rüyamda dahi görsem inanmazdım bu olaylara ama başımıza geldi. Hep orada sizlere de söyledik; bunda da bir hayır vardır arkadaşlar, dedik. Bugün dönüp baktığımızda, Türkiye için büyük bir hayır varmış, o gün benim hapse atılmamda; belki o gün, birçok gazeteci arkadaş bunu yazmıştı ama dikkate alınmamıştı, hatta yasak getirilmişti yazılmasında ama bugün dönüp baktığımızda, keşke o zamanlar başlasaydı bu işler, bu araştırmalar da, Türkiye bu 15 Temmuz’u yaşamasaydı. Ama artık geriye dönük konuşmanın bir alemi yok. Bundan sonra hep beraber, birlik ve beraberlik içinde, Türkiye’nin güzel aydınlık günleri için hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz. Yargı da zaten bunun tedbirlerini alacak. Hepiniz inanın ki, Türk yargısı çok büyüktür. Bu devlet, büyük bir devlettir ve öyle hemen kendini bırakmaz, sarsılmaz, yıkılmaz. Kendimize inanalım, güvenelim. Bakın, Milli Eğitim de  kendini toplayacak adaletimiz de ve tabii ki, ekonomimiz de güçlenerek özlediğimiz günlere, özlediğimiz Bodrum’a en kısa zamanda tekrar geri döneceğiz. Bu arada, ben Bodrum halkına, esnafımıza, yatırımcımıza teşekkür etmek istiyorum. Bu bir haftalık süreçte, bakın hepsi dimdik ayakta durdu. Hiçbiri dükkanını kapatmadı, sabah geldi dükkanını açtı. Türkiye’nin birlik beraberliği için tabii ki tatillerinden fedakarlık ettiler. En kısa sürede Bodrum, tekrar özlediğimiz tabloyu yakalayacak. Dün, Bodrum sokaklarına baktığımızda mutlu oldum çünkü güzel bir kalabalık vardı. Bundan sonra da bu sürecin devam edeceğine inanıyorum. Onun için Bodrum halkına, esnafına ve yatırımcısına bir kez daha teşekkür ediyorum. Bakın, ben yine hapis cezası aldım, imar kirliliğinden. Ve yine dedik ki: yargımız öyle takdir etmiş. Süreç devam ediyor, bir üst mahkemesi var. Orada da, tekrar hakkımızı arayacağız. Çünkü Türkiye genelinde baktığımızda, Bodrum kentsel kimliğiyle ortaya çıkmış bir yerdir, imar kirliliğiyle en son söz edilebilecek bir yerdir, en önemlisi de kentsel kimliğini korumuş bir yerdir. Tabii ki hatalarımız olmuş olabilir, teknik ekibimizin gözden kaçırdığı şeyler olabilir, hukukçularımızın savunmada eksik bırakmış olduğu yerler olabilir ama bunlar, bir üst mahkemede tekrar oturulup değerlendirilebilir. Onun için ‘Yargımız yanlış karar verdi’ gibi düşünceler içerisinde olmaya gerek yok. Çünkü ben, bu süreçlerden daha önce geçtim ve hep inandım hep güvendim, yine güveniyorum. Belki bu verilen karar da bir hayırdır, Türkiye’nin geleceği için. Belki belediye mevzuatında birçok şeyler tekrar gözden geçirilecek. Ben her zaman söylüyorum: Teknik ekibin, memurun yapmış olduğu bir yanlış, belediye başkanına mal edilemez. Bunları yeniden oturup değerlendireceğiz, hukukumuz da değerlendirecek. Oradan da güzel sonuç çıkacağına inanıyorum.” şeklinde cevapladı.

Başkan Kocadon, Fatih Bozoğlu’nun, “Bu süreçten belediye etkilenecek mi? Yani bu ‘OHAL’ döneminde, belediye görevlerini yapmakta veya karar almalarda etkilenecek mi?” sorusuna verdiği cevapta ise “Öyle bir şeyimiz yok. Bizim şanslarımızdan bir tanesi, sayın valimizin bu konularda çok tecrübeli olmasıdır. Özellikle kıyı bandındaki beldeler, Türkiye’nin en çok gündeminde olan beldelerdir. İşte olayın üzerinden bir hafta geçmesine rağmen belediyemiz görevinde hiçbir aksatma olmadan, düzenli bir şekilde çalışmaya devam ediyor.” dedi.

Paylaş
  • gplus
  • pinterest