marmaris-kekik-hatun-(4)Muğla’nın Marmaris İlçesi’nde yaşayan iki kadın öğretmen, emekli olduktan sonra evde oturmak yerine gıda işine yöneldi. Mikrobiyoloji uzmanı bir arkadaşını da işe ortak eden girişimciler, 10 dönümlük arazide ürettikleri çeşitli organik ürünlerle hem gönüllerindeki işi yapıyor, hem de kazanç sağlıyor. Marmaris Sabancı Lisesi’nde İngilizce öğretmeni olarak görev yapan Işık Engin ile Turan Tuğrul, emekli olduktan sonra evde oturmadı. Marmaris’te Kekik Hatun Doğal Ürünler adlı bir iş yeri açan 27 yıllık iki eski dost, işletmeci oldu. Aralarına Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Metin Öztürk de katıldı.

Üç arkadaş, iki yıl önce Çamlı Mahallesi’nde 10 dönümlük arazi üzerinde organik tarıma başladı. Yer fıstığıyla başlayan üretim; domates, biber, patlıcan, fasulye, patates, kavun, karpuz ve çilekle çeşitlendi. Emeklilik sonrası hem gönüllerindeki işi yapan Engin ve Tuğrul, hem de işletmeci olarak hayatlarında yeni bir sayfa açtı.

“Burada her şey organik”

Sağlıklı gıda işini emekli olduktan sonra daha da ileriye götürdüklerini söyleyen Işık Engin, “Arkadaşım Turhan’la açtığımız dükkanda doğal reçel ve turşu satmaya başladık. İnternet sitemize gelen taleplerde hep organik ürün sordular. Baktık ki başına doğal yazmak yetmiyormuş. Sonra doktor bey ile tanıştık. Türkiye’de organik şeker olmadığından reçellerimizde son derece sağlıklı konsantre elma suyu kullanıyoruz. Yakında çilek reçellerimizi yapacağız. Kumkat adı verilen bir narenciye türü de yetiştirmeye başladık. 400 kumkat fidemiz var. Yaş olarak yenebildiği gibi reçel işine de uygun. Burada her şey organik” dedi.

Kent Ekonomisi ve Turizme Katkı

Yaptıkları işin bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu söyleyen Turan Tuğrul ise, “Çocuklarınız hele torunlarınız olunca organik beslenmenin önemini çok daha iyi anlıyorsunuz. Sağlıklı bir gelecek hem de üretici olmak ve şimdiye kadar aldığımız eğitim ile yeteneklerimizi birleştirerek böyle bir yola başladık. Ekonomi ve turizme katkısı var. Çünkü yaptığımız iş, üretime dayalı. Çamlı; hem yeşil, hem deniz kenarı ve hem de toprağı çok verimli. Hepimiz keyifli olarak çalışıyoruz. Bölgede kahvaltı yerleri ve restoranlar, at çiftliği türünden aktivitelerin bol olduğu bir alan. Turizme katkısı olacağından kesinlikle eminiz” dedi.

Organik tarımla 2011′den bu yana ilgilendiğini belirten Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Metin Öztürk de, “Üç yıl önce organik tarım sertifikası çıkarmak için müracaat ettik ve şu anda süreç devam ediyor. Çekirdek Kaynak Yönetim Sistemi (ÇKYS) belgemiz çıktı. Yerli tohumlarımızı tekrar hayata kavuşturmak ve çoğaltmak çok önemli. Hiçbir kimyasal madde kullanmadan organik olarak üretim yapıyoruz. Başta yer fıstığı olmak üzere domates, biber, patlıcan, fasulye, patates, kavun ve karpuzun hepsini yerli tohumdan üretiyoruz. Bu sene ilk olarak çilek işine de girdik. Turizmde organik olması çok etkili. Özellikle dışarıdan gelenlerin isteği bu doğrultuda” dedi.

Bu yıl ilk kez buğday üretimine başladıklarını belirten Öztürk “Kayseri Kültepe kazıları sırasında bulunan küplerden bir tanesinin içinden buğday ve arpa taneleri bulunduğunu duyunca harekete geçtim. Uzun bir süre uğraş vererek bu tohumu elde ettik. 10 dönümlük arazimizin 8 dönümüne bu buğdaydan ektik. Mayıs ayında ürün alacağız. Bunu üretenlerin ifadelerine göre bire bir veren bir ürün cinsi. İzmir’de de bir arkadaşta gördüm. Kromozom yapısını analize göndereceğiz ve rotasyona uğramamış eski bir buğday ise çok iyi olacak. Biz bunu üretip mümkün olduğunca çiftçimize ücretsiz olarak dağıtacağız. Bir kısmını organik ekmek yapacağız. 25 kilo tohum buğdaydan, 10 ton üzerinde buğday bekliyoruz. Tahlil sonuçları iyi olursa bu memleketimiz açısından da çok önemli olacak” diye konuştu.

Haber: DHA

Paylaş
  • gplus
  • pinterest