Diyabet ( şeker hastalığı ), başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir hastalıktır ve kendisini kan şekerinin sürekli yüksek olması ( hiperglisemi )ile gösterir. Hiperglisemide görülen en önemli belirtiler, her zamankinden daha fazla susamak ve acıkmaktır.

Diyabet, pankreasın yeterince insülin hormonu salgılamamasından kaynaklanan bir hastalıktır. Şekerlerin hücre içine sokulmasıyla görevli olan insülinin eksikliği, kan şeker düzeyinin yükselmesine ve idrarda şeker bulunmasına neden olur.

Pankreasın görevi kandaki şekerin belli seviyede kalmasını sağlamak için insülin salgılamaktır. Oburluk, şişmanlık, ihtiyarlık pankreas bezesinin yorulmasına, bu ise diyabete neden olur. Pankreası etkileyen hastalıklar arasında karaciğer ve safra kanalı iltihabı, kabakulak, frengi, verem, böbrek iltihabı ve böbrek taşları, tifo, tifüs, kolera, dizanteri gibi hastalıklar yer almaktadır.

Diyabet, önlem alınmadığı taktirde körlük, damar sertliği ve kısmi felç, böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık problemlerine yol açabilir.

Diyabet Tipleri

Nedenlerine göre birçok diyabet tipi olmakla birlikte diyabet vakalarının çok büyük bir kısmını Tip 1 ve Tip 2 diyabet vakaları oluşturmaktadır.

Tip 1 diyabet, daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür. Tip 1 diyabet, pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerinin vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerini tanıyamaması sonucunda zedelenmesi ile meydana gelmektedir. Tip 1 diyabet İnsüline Bağımlı Diyabet olarak da isimlendirilmektedir.

Tip 2 diyabet ise sıklıkla erişkinlerde ve şişman (obez) kişilerde görülmekle birlikte stresli ve beslenme alışkanlığı bozuk kişilerde de rastlanmaktadır. Tip 2 diyabetli hastalarda insülin salgılanmasındaki yetersizlikten çok dokulardaki insülin reseptörlerindeki direnç (rezistans) sonucunda glikoz metabolizması bozulmaktadır. Tip 2 diyabetin kuvvetli bir genetik yatkınlık zemininde geliştiği bilinmekle birlikte, genetik mekanizmalar tam olarak aydınlatılamamıştır. Tip 2 diyabetliler hastalıklarının başlangıcında ve sıklıkla çok uzun bir süre insülin ihtiyacı olmaksızın yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu nedenle Tip 2 diyabet İnsüline Bağımlı Olmayan Diyabet olarak da isimlendirilmektedir.

Diyabette görülen belirtiler: çok su içme ve ağız kuruması, çok idrara gitme, çok acıkma, çok yemek yemeye rağmen zayıflama ve halsizlik, yaraların geç iyileşmesi, cildin kuru ve kaşıntılı olması, ayaklarda uyuşma ve karıncalanma, görmede bulanıklık, sık geçirilen enfeksiyonlar, vajinal kaşıntı, yemeklerden sonra uyku gelmesi ve tatlıya düşkünlüktür.

Diyabet 4 aşamada adım adım gelişir. Aşağıda verilen bu aşamaları çoğu zaman fark etme imkanı olmaz.

1.Dönem: Reaktif hipoglisemi (Kan şekeri düşüklüğü) evresi

Ailesinde diyabet olan kişilerde diyabet ortaya çıkmadan 3-4 yıl öncesi yemek sonrası kan şekerinde düşmeler olmaya başlar. Bu esnada terleme, çarpıntı, nabız ve bazen tansiyon yükselmesi görülür. Bu durumun nedeni insülin seviyesinin yenen yemek sonrası kanda hızla yükselmesi ve daha sonra insülinin kan şekerini düşürmesidir.
Kan şekeri düşmesi de yükselmesi gibi acil müdahale gerektiren önemli bir durumdur. Diyabetlinin bir öğün ya da ara öğün geciktirmesi ya da her zamankinden fazla hareket yaparak fazla enerji harcaması sonucunda oluşan hipoglisemi durumunda hastada terleme, titreme, renk solukluğu, sinirlilik, huzursuzluk farkedilir. Gerekli önlemler alınmazsa uyum güçlüğü, sonra da şuur kaybı oluşabilir. Şuur kaybının olduğu hipoglisemide ise ağızdan şeker veya şekerli su verilemez. Bu durumda kas içine glukagon injeksiyonu gereklidir ve bu iğnenin uygulanması hayati önem taşır.

Belirtilerin hafif olduğu durumlarda 2-3 adet kesme şeker bir bardak ılık suda eritilip içirilir ya da 1 bardak şekerli meyve suyu verilebilir. İyileşme belirtileri görülmezse 2 çay kaşığı dolusu şeker veya 5-6 adet kesme şeker az miktarda suda eritilip küçük yudumlar halinde içirilmelidir.

Alkol alırken her zaman bir şeyler yenilmesinde fayda vardır. Ertesi gün de hipoglisemi risk olacağından yediklerinizin ” uzun etkili” karbonhidratlar olması gerektiğini hatırlayın. Aşırı miktarda alkol aldığınızda yatmadan önce mutlaka fazladan bir şeyler yiyin.

2.Dönem: Açlık kan şekerinde bozukluk

Açlık kan şekerinin 100 ile 126 mg./dl arasında olmasıdır. Bu kişilerde tokluk kan şekeri normaldir.

3.Dönem: Tokluk kan şekerinde yükselme

Tokluk kan şekerinin, yani yemek sonrası 2. saatteki kan şekerinin 140 ile 199 mg/dl arasında olması durumudur. Bu duruma “gizli şeker “ hastalığı da denir. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla birlikte bu kişiler Tip 2 diyabet için en riskli grupta olduklarından yaşam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidir.

Bu hastaların % 30’unda 10 yıl içinde diyabet gelişir. Gizli şeker hastalarında sağlıklı beslenme ve egzersiz sayesinde yaşam tarzı değiştirilerek prediyabet yani gizli şeker aşamasından diyabet aşamasına geçiş engellenebilir veya yavaşlatılabilir. Bu hastalarda kalp, göz, böbrek ve sinir hasarları gelişebilir. Bu nedenle gizli şeker, ciddiye alınmalı ve kontrollere gidilmelidir. Hastalığın teşhisi için doktorunuz yüksek tansiyon, düşük HDL-kolesterol düzeyi, yüksek trigliserid düzeyi, ailede diyabet varlığı, gestasyonel diyabet, 4,5 kg üzerinde bebek doğumu öyküsü olması gibi risk faktörlerinin varlığına, yaş ve kiloya bağlı olarak açlık kan şekeri veya oral glikoz tolerans testi ( OGTT ) isteyebilir.

Gizli şekerde ilk ortaya çıkan bulgu reaktif hipoglisemi adı verilen şeker düşme ataklarıdır. En önemli özelliği; açken değil, yemek yedikten sonra hipoglisemi atakları olmasıdır. Buna tokluk hipoglisemileri adını veriyoruz. Bu kişiler sabah uyandıklarında fazla acıkmazlar, genellikle kahvaltı yapmazlar, öğle yemeğini hafif geçiştirirler, ama ilk yemeği yedikten itibaren uyuyuncaya kadar sürekli hipoglisemi atakları olur ve sürekli yemek yerler.

4.Dönem: Aşikar diyabet

Bu dönemde diyabet ortaya çıkmıştır. Artık açlık kan şekeri 126 mg/dl veya daha yüksektir yada tokluk kan şekeri 2. saatte 200mg/dl’den daha yüksektir.

Diyabetin Tedavisi

Diyabetin tedavisinde 4 esas unsur vardır: diet, antidiyabetik ( oral antidiyabetik tabletler ve insülinler), bilinçli egzersiz, hastaların diyabet konusunda bilinçlendirilmesine yönelik eğitimi.

Şeker hastalarının, besin unsurlarının besi değerleri ile kalori miktarlarına ve şekere dönüşebilme oranlarına göre dengelenmiş zararsız bir beslenme ile komplikasyonsuz bir hayat sürdürme şansları vardır. Diet hazırlanırken hastanın yaşı, kilosu, cinsiyeti ve işi göz önüne alınmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Beslenme ve Yaşam Koşulları

Diyabetle ilgili olarak günümüzde devam eden çalışmalar umut verici. Son olarak uluslararası alanda başarılı çalışmalarıyla ünlenen Türk bilim adamı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve ekibi, diyabet, karaciğer yağlanması ve metabolik hastalıkları durdurabilecek hatta tersine çevirebilecek yeni bir hormon keşfetti. Hormona ‘Likopin’ adı verildi.

Diğer yandan tip 1 diyabetiklerde yapılmaya çalışılan şey, hastalığı tamamen ortadan kaldırmak. Bunun için suni pankreas ve pankreas adacık nakilleri, kök hücre çalışmaları ve genetik çalışmalar sayılabilir. Tip 2 diyabeti ise tamamen ortadan kaldırmak şimdilik hayal. Bunun için yapılması gereken en etkili yöntem çok basit: Yaşam koşullarını düzenlemek.

Paylaş
  • gplus
  • pinterest