yusuf-babayigitHavaların soğuduğu, evlerimizde daha çok vakit geçirdiğimiz, hareket etme olanağımızın kısıtlandığı kış aylarında şekerli ve nişastalı gıdalara artan ilgimiz bağışıklık sistemimizin zayıflamasına,  soğuk algınlığı ve grip başta olmak üzere pek çok hastalığın artmasına neden olur. Özel Bodrum Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Yusuf Babayiğit alacağımız ufak tefek önlemlerle bütün bir kışı enerji seviyemiz yüksek, bağışıklık sistemimiz güçlü, sağlıklı ve keyifli geçirmemiz için önerilerde bulundu.

Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekmektedir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynamaktadır. Şeker ve kafein içeren içecekleri çokça tüketmek bağışıklığımızın baskılanmasına, kilo artışına ve tükettiğimizden fazla sıvı kaybetmemize neden olabilir. Kış günlerinde altı ila sekiz bardak su veya bitki çayı tüketmek sindirim sistemini sağlıklı, bedenimizi zinde tutarken, istenmeyen kilo artışlarını önleyebilir. Bununla birlikte uyku, sağlığınız için çok önemlidir. Günde ortalama 8 saat düzenli uyumak vücudumuzu enfeksiyonlara karşı güçlendirir. Mümkün olduğunca aynı saatlerde yatağa girin. Erken yatın, erken kalkın.

Rafine şekerlerden kaçının

Rafine şekerlerin tüketimi kilo artışına neden olabileceği gibi, bağışıklığımızı da baskılayabilir. Çevrede bir grip veya soğuk algını kol gezerken rafine şeker içeren besinleri bolca tüketmenin hastalığa davetiye çıkarmak olduğunu unutmamalıdır. Şeker ihtiyacımızı meyveler gibi doğal kaynaklardan karşılamak kış aylarında her zamankinden daha fazla önem taşır. Tatlı krizi sırasında  %70 kakao içeren bitter çikolata tüketmek akılcı bir seçenek olacaktır. Bitter çikolatadaki bitki fenollerinin vücut direnci ve kan basıncı üzerinde olumlu etkisi olduğu gösterilmiştir.

Sarımsak tüketin

Sarmısağın içerdiği sülfürlü bileşikler bağışıklık sistemimizdeki T-lenfosit ve makrofajların isimli iki hücre tipinin daha iyi çalışmasını sağlamaktadır. Bu iki hücre tipi, soğuk algınlığı ve gripten korunmamızda önemli rol oynar. Bağışıklık sisteminizi canlandırmak için sarmısağı dilerseniz çiğ, dilerseniz pişmiş olarak tüketebilirsiniz.

Çinkodan zengin besinleri yiyin

Çinkonun da bağışıklık sisteminin güçlü tuttuğu düşünülmektedir. Çinko tüketiminizi doğal yollardan arttırmak için karaciğer, yağsız dana, hindi, kuzu eti, yumurta, mercimek, susam, nohut ve yoğurt yiyebilirsiniz. Yeterince çinko tüketemediğinizi düşünüyorsanız doktorunuzdan bir çinko takviyesi tavsiyesi alabilirsiniz.

Tercihiniz meyve ve sebzelerden yana olsun

Dünya genelinde yapılan araştırmalar, pek azımızın sağlıklı bir yaşam sürmek için gereken miktarlarda sebze ve meyve tükettiğini göstermiştir. Sağlıklı bir beslenme programı günde 5 ila 10 porsiyon meyve ve/veya sebze içermelidir. Bir porsiyon meyve/sebzeye örnek olarak bir orta boy taze meyve, bir su bardağı dolusu yeşil salata, yarım bardak taze sıkılmış meyve suyu verilebilir. Antioksidanlar, C vitamini ve beta karotenden zengin narenciye, lahana, brokoli, bal kabağı, ıspanak, havuç gibi besinleri bolca tüketerek de soğuk algınlığı ve gribe karşı direncinizi arttırabilirsiniz.

Soğuk Algınlığı

Soğuk algınlığına neden olabilen yüzden fazla virüs tanımlanmıştır. Bu virüsler vücuda burun veya boğaz yoluyla girer, burada çoğalmaya başlar ve ardından boğaz ağrısı, hapşırık, gözlerde sulanma, ağrı-sızı, hafif ateş, burun tıkanıklığı ve öksürük gibi belirtiler ile hastalık tablosunu oluştururlar.

Soğuk algınlığını tedavi etmenin en iyi yolu hafif ağrı kesiciler kullanmak, istirahat etmek ve bol sıvı tüketmektir. Reçeteli ve reçetesiz soğuk algınlığı ilaçlarının şikayetleri hafifletebilmekle beraber hastalığı tedavi etmez ve süresini kısaltmaz. Antibiyotiklerin ise soğuk algınlığı tedavisinde rolü bulunmamaktadır.

Fazla sıcaktan kaçının

Soğuk algınlığı ve grip virüslerin vücudumuzdaki ilk uğrak yeri üst solunum yolu mukozasıdır. Solunum yolu mukozanızın bariyer görevini iyi yapabilmesi için kurumaması gerekmektedir. Yaşam ortamlarınızı fazla ısıtmayarak ve nem oranını yüksek tutarak solunum yolu mukozasının kurumasını önleyebilirsiniz.

Grip

Bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonu olan grip aslında pek çok kişi için önemli bir sağlık sorunu değildir. Ancak kronik sağlık problemleri olan kişiler ve ileri yaşlı bireylerde grip nedeniyle zatürre gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilmektedir. Ateş, üşüme-titreme, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, sırt, bacak ve kollarda ağrı en sık görülen grip belirtileridir. Bu belirtiler soğuk algınlığı belirtilerine andırsa da genellikle daha ağır seyirlidir ve daha uzun sürer. Gribin de en iyi tedavisi yatak istirahati, hafif ağrı kesiciler ve bol sıvı tüketmektir. Soğuk algınlığında olduğu gibi, grip tedavisinde de antibiyotiklerin yeri yoktur.

 

Paylaş
  • gplus
  • pinterest