CHP de oluşan yeni yönetimle birlikte CHP de bir zihniyet değişimi olabilir diye umutlananlar yine hayal kırıklığına uğradı.

 Kurultayla, seçimle, tabanın demokratik iradesiyle Önder Sav ekibini göndermenin mümkün olmadığını görenler, Yargıtay Başsavcısının zorlama bir yorum kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’ na altın tepsi içerisinde CHP yönetimini sundular.

 Toplumun çoğunluğunu kazanma yolunda rakipsiz kalan AKP nin elinden iktidarı geri alabilmenin tek yolu, barış ve özgürlükler konusunda daha ileri söylemler ortaya koymaktı. Bunları söyleyebilecek, kamuoyunda daha az yıpranmış ve kitleleri peşinden sürükleyebilecek en uygun aday da Kemal Kılıçdaroğlu’ ydu.

 Aslında referandumda hayır oyları fazla çıksaydı böyle bir senaryoya da gerek yoktu.

 Devletin en derinliklerine sızmış çetelerin son çırpınışları, başlayan operasyon ve yargılamaları daha derinlere gitmeden kaldığı yerde durdurmak olduğu için, statükonun sadık ve güvenilir adamlarının da içerisinde yer alacağı yeni bir CHP yönetimi, onlar için en uygun çözümlerden biridir.

Sayın Kılıçdaroğlu, yanılıp şaşırıp bir YENİ CHP diyecek oldu, garibim neye uğradığını şaşırdı ve her zaman yaptığı gibi geri adım atarak ”bizim yeni CHP den kastımız, yeni CHP yönetimidir” demek zorunda kaldı.

Asker, yüksek yargı ve bunların siyasi kanadı olarak CHP eliyle devleti ve tüm olanaklarını elinde tutan statüko; askerin siyasi alandan geri çekilmek zorunda kalması, yüksek yargıdaki kastın çözülmesiyle tek umut olarak CHP ye sarıldı.

Referandum öncesi; CHP nin yanına MHP yi de eklemleyerek, kimi Ergenekoncuların da desteğiyle bir ulusal mutabakat hükümeti vasıtasıyla iktidarını sürdürme hevesi halkın dirençli karşı duruşuyla boşa çıktı.

Referandum sürecinde izlediği barış karşıtı sert söylemleri ve demokratik açılımlara karşı uzlaşmaz tavrıyla tabanını yitirmeye başlayan MHP den umudunu kesen statüko, şimdi yeniden CHP nin yıldızını parlatmaya çalışıyor.

Bunu yaparken de ipleri elinde tutmak için sadakatinden emin olduğu has adamlarını da işin içinde tutmak istiyor.

Şimdi kafası karışan bir dolu CHP li haklı olarak şunu sorabilir.

“Madem öyle, niye Önder Sav’ la devam etmediler, statükocular için ondan daha uygun biri olabilir mi? “ diyebilirler.

Kuşkusuz önceki yönetim statükoya daha yakın, daha milliyetçi, daha sağ ve daha devletçi bir anlayışa sahipti.

Haklarını yemeyelim, yeni yönetim içerisinde değişimden yana, daha demokrat; çağdaş, sivil bir anayasadan yana, Kürt sorununun çözümünü isteyen, daha özgürlükçü, iyi niyetli insanlar var.

Ve hatta gerek bu kadrolardan, gerekse tabanın bu konudaki beklentilerinden etkilendiği için zaman zaman Sayın Kılıçdaroğlu da değişimden yana bir tavır sergiliyor.

Ancak, bütün olarak CHP içerisinde yönetici kadrolar değişim ve yenilenmeyi tam olarak içselleştiremedikleri için Bülent Kahraman’ ın tespitinde olduğu gibi sol değil, solgun bir parti görüntüsü veriyor.

Öte yandan CHP nin geleneksel yapısı ve cumhuriyetten bu yana izlediği Kemalist ideoloji nedeniyle parti tabanının da gerçek anlamda bir sosyal demokrat partinin evrensel ilkelerine, ahlaki değerlerine, politik duruşuna ve düşünsel iklimine hazır olduğunu söyleyemeyiz.

Parti tabanının bu katı Kemalist, laikçi, devletçi algısında, parti yönetimleri kadar, kendi solunda rehber edinebileceği ve siyasi doğrultusunu belirleyeceği bir sosyalist partinin olmayışı da çok büyük bir etkendir.

Türkiye’ nin şu günden sonra CHP ye her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. Ama CHP nin biran önce bu solgun, soluk halinden kurtulup gerçek bir sol parti haline gelmesi gerekir.

ayhanongun@gmail.com 

Paylaş
  • gplus
  • pinterest